Mevlana’nın Eserleri

Mevlana'nın Eserleri
Mevlana’nın Eserleri

Hazreti Mevlana Celâleddin-i Rûmi (kuddise sirrûhu), düşüncelerini çevresine ve öğrencilerine şifahî olarak aktarmakla kalmamış, düşünce, tecrübe, birikim ve duygularını sonraki nesillere aktarmayı da ihmal etmemiştir.

O, büyük bir mutasavvıf olduğu kadar büyük bir şâir olmasıyla da iz bırakmış bir simadır. Onun tümü Farsça yazılmış beş eserinden ikisi, yani “Mesnevi” ve “Divân-ı Kebir” manzum olup hacim ve önem bakımından diğer üç eserinden önceliklidir.

MESNEVİ
Mesnevi, klasik şiirde mısraları birbiriyle kafiyeli beyitlerden oluşan ve beyit sayısında herhangi bir kısıtlama bulunmayan, bu yüzden de uzun soluklu manzumelerde kullanılan bir biçimdir. Mevlânâ eserine başkaca bir ad vermemiş, onu sadece Mesnevi adıyla anmayı yeğlemiştir. Bu yüzden mesnevi denince ilk akla gelen bu eser olmaktadır.

Mevlânâ‘nın hayatının son döneminin ürünü olan Mesnevi, onun son halifesi Hüsâmeddin Çelebi’nin teşvikleriyle doğmuş olup “defter” adı verilen altı cilt halinde düzenlenmiştir. Toplam beyit sayısı yaklaşık 25.700 olup çeşitli basımlar, toplam sayı bakımından farklılık göstermektedir.

Eser Mevlânâ’nın çeşitli ortamlarda söylediği beyitlerin Hüsâmeddin Çelebi tarafından kaleme alınıp daha sonra Mevlânâ’nın gerekli düzeltmeleri yapmasıyla oluşmuştur.

Eserde tasavvufun çok çeşitli konularının yanı sıra ameli ahlakla ilgili yönlendirmeler, her birinden dini ve ahlakî dersler çıkarılan hikayeler, ayet ve hadisler üzerine yorumlar ile felsefi tartışmalar vezic ve yalın bir tarzda işlenir. Bu durumuyla Mesnevî din, tasavvuf ve ahlak alanında bir eğitim kitabı olma niteliği taşır. Mesnevi’nin başta türkçe olmak üzere dünyanın pek çok diline defalarca çeviri ve şerhleri yapılmıştır.

DİVÂN-I KEBÎR
Mevlânâ’nın ikinci büyük eseri olan “Divân-ı Kebîr, Divân-ı Gazelliyyât-ı Şems adıyla da bilinir. Çünkü bu eserde Mevlânâ, kendi adı ya da mahlası yerine Şems-i Tebrizi’nin adını koymaktadır. Gazel, terkîb-i bend ve rubailerden oluşan eserde şiirler vezinlerine göre sınıflandırılarak her bir bölüme divan adı verilmiştir. Rubailer divanıyla birlikte toplam yirmi iki divanın bir araya gelmesinden oluşan “Divân-ı Kebîr” in beyit sayısı elli bini aşkındır. Eserdeki gazellerin çoğu Şems-i Tebrizi sonrası dönemin ürünüdür. Mevlânâ’nın gazelleri ilahi aşkı ve sevgiliye kavuşma arzusunu terennüm eden coşkulu şiirlerdir. Bu şiirlere karamsarlıktan uzak bir hava egemendir. İran’da Bedîüzzaman Furûzanfer tarafından ilk kez tashih edilip basıma hazırlanan eserin şimdiye dek bilimsel bir neşri yapılmamıştır. Divan-ı Kebir’in tamamının tek Türkçe çevirisi Abdulbaki Gölpınarlı tarafından gerçekleştirilmiştir.

FÎHİ MÂFÎH
Mevlânâ’nın konuşmalarından derlenmiş olan bu mensur eserde altısı Arapça olmak üzere yetmişe yakın bölüm bulunmaktadır. Bir âyet ya da bir hadisin yorumu ya da Mevlânâ’ya yöneltilen bir soruyla veya bir olayın gündeme getirilişiyle başlayan bölümlerde sûfilerinmenkıbeleri, hikayeler ve masallar aktarılarak işlenen konuların ilgiyle dinlenmesi ya da okunması sağlanmıştır.

Kimi bölümlerde zaman zaman Selçuklu vezir Muîneddin Pervâne muhatap olarak alınırken, kimi bölümlerinde de Şems-i Tebrizi, Burhâneddin Muhakkık ve Hüsâmeddin Çelebi’nin söz ve hallerinden bahsedilir. Bu eser, diğer eserlerde olduğu gibi Mevlânâ’nın tasavvufî düşüncelerini ve dünya görüşünü yansıtmanın yanısıra Mevlânâ’nın yaşadığı döneme de ışık tutmakta ve tasavvufun temel konularını işlemektedir.

Eserin şimdiye dek yapılmış birkaç Türkçe çevirisi bulunmaktadır.

MECÂLİS-İ SEB’A
Mevlânâ Hazretleri’nin (kuddise sirrûhu) yedi vaaz ya da konuşmasının yazıya dökülüp düzenlenmiş şeklidir.

MEKTUBÂT
Hazreti Mevlânâ’nın birtakım vesilerle başta devlet adamları olmak üzere çeşitli kişilere yazdığı mektuplardan oluşan bu eser, Mevlânâ’nın hayatının farklı bir yönüne ve yaşadığı döneme ışık tutması bakımından önemlidir.


Mevlana’nın Eserleri

Hz. Mevlâna (k.s)

Bir Cevap Yazın