Şems-i Tebrizi

Şems-i Tebrizi
Şems-i Tebrizi’nin Hayatı

Şems-i Tebrizi Hazretleri günümüzde İran’ın Doğu Azerbaycan Eyaleti’nin yönetim merkezi olan Tebriz şehrinde, miladi 1183 yılında dünyaya gelmiştir. Asıl adı Muhammed, babası da Melikdadoğlu Ali’dir.

Dedesi Azeri Türküdür. Horasan’da dünyaya gelmiştir. Alamüfte yetişip büyümüş, daha sonra Hasan Sabbah’ın talebelerinden olmuştur. Horasan’da dedesinin ticari bir husumeti nedeniyle Tebriz’e göç etmişlerdir. Şems-i Tebrizi Hazretleri’de bu göçün ardından 1183 senesinde Tebriz’de dünyaya gelmiştir.

Hazret’in dedesi, çevresi tarafından çok hırçın, sivri dilli biri olarak tarif edilirdi. Mübarek’in annesi de; çok kavgacı ve sözünü esirgemeyen bir yapıya sahip olan oğlunu, hiç görmediği dedesine benzetirdi. Daha küçük yaşlarda insanların iki yüzlülüklerine ve yalakalıklarına tahammül edemeyen bir yapıya sahipti. Yanlış yapana sözünü esirgemezdi.

    Şems-i Tebrizi Hazretleri’nin Rüyası ve Mevlana’ya Giden Yol…
    Şems-i Tebrizi Hazretleri’nin Konya’ya Gelişi

Şems hicri 645, miladi 1247 tarihinde Hz. Mevlâna’da meydana gelen büyük değişikliği hazmedemeyenler tarafından mı öldürüldü, yoksa geldiği gibi kimseye haber vermeden Konya’yı terk mi ettiği bilinmemektedir.

Bu gün Konya’da “Şems Makamı” olarak bilinen, halk ve bilhassa Mevlevîlerce türbesinden önce ziyaret edilen bu mescit-türbe de mevcut sanduka, boş bir sanduka mı, yoksa Mehmet Önder Bey’in bir hatırasında anlatıldığı gibi, Şems gerçekten burada mı gömülüdür, bu da bilinmez. Lâkin bu konuda en kuvvetli tezlerden birisi Sipehsalar’a veya Eflaki’ye göre şöyledir:

Şems-i Tebrizi‘nin dedesi Haşhaşiler tarikâtında müriddir. Daha sonra tarikattan aile kurmak üzere ayrılmak ister ve de ayrılır. Ailesini kurar ama tarikat yönetimi değişir ve torun Şems’in tarikata bağışlanmasını ister. Dedesi de vermek istemez. Zaten Şems-i Tebrizi eğitim için Şam’a gider ve Şems’i takip de bu aşamada başlar. İlk önce bulurlar fakat kaybederler Şems’i.

Ancak Şems, Mevlânâ’dan ayrılıp Şam’a gittiği vakit tarikattan bir mürit Şems’i fark eder çünkü Şems Şam sokaklarında yine bir dervişi tâbir-i caizse rezil etmiştir. Bunun üzerine Şems’i takip Konya’ya kadar sürer ve daha sonra Şems bir dergâha çağrılır, tam yedi derviş gelmiştir Şems’i öldürmek üzere. Şems, Mevlana Celâleddîn Rûmî’den ayrılmak üzere izin ister ve tam da bir vedalaşma hissi vermeden kendi eliyle ölüme gitmiştir. Hatta ölüme giderken “Rabbim şu kuyu mezarım olsun” diye dua etmiştir.

Dergâha gittiği zaman yedi derviş onu beklemektedir artık. O her bir dervişle odalarda ayrı ayrı görüşerek hepsini konuşmalarıyla bayıltmıştır. En son derviş en iri cüsseli ve bilgili olandır. Şems-i Tebrizi dervişlerden namaz kılarken öldürülmesini istemiştir. Ve namaz kılarken zammı sure olarak Şems suresini okumuştur. Ayrıca İslam aleminde Hz. Osman’dan (r.a) sonra gece kılınan ikinci cenaze namazı Tebrizli Şems Hazretleri’ne aittir. Şems Hazretleri (k.s) Mevlânâ’ya bir mendil gönderir ölmeden önce. Mendilde şu yazmaktadır: “Ölümümün gözlerinin önünde olmasını isterdim gör ki aşk için ölmek ne demekmiş”, yazmıştır. Mevlânâ dayanamayıp bayılmıştır.

Ayrıca Şems-i Tebrizi Hazretleri’nin (k.s) Konya’dan ayrılıp kaybolması zayıf ihtimaldir. Çünkü Allah Teala’nın memuru O’na rüyasında kendisine istediğinin verilmesi karşısında ne verebileceğini sormuş Şems Hazretleri de: “Canlara kanlara boyanacak başımı” diyerek aşk yolunda başını feda etmiştir.


Şems-i Tebrizi’nin Hayatı

Bir Cevap Yazın